Yazı Detayı
02 Mart 2019 - Cumartesi 09:00
 
ÂŞIK EDEBİYATI GELENEKLERİ İÇİNDE TOKATLI ÂŞIKLARIN YERİ VE ÖNEMİ (3. BÖLÜM)
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı
mehmetyardimci@haberimvartokat.com
 
 

...

Tarih düşürme işlemi Âşık Edebiyatında da Divan Edebiyatının etkisi ile
uygulanmaya başlamış ve zaman içinde gelenek haline dönüşmüştür.
Tokatlı âşıklar da, kıtlık, yangın, sel felaketi, salgın hastalık vb. toplumu
yakından ilgilendiren sosyal hayatla ilgili olaylarla, kendi doğum tarihlerini şiirlerinde
Kul Hüseyin, ilk dizesi:
Sene bin yüz doksan yedi yazıldım
biçiminde olan şiirinde 1782’de dünyaya geldiğini;
Âşık Kâmilî, İlk dörtlüğü:
Sene bin iki yüz kırk dokuz oldu
Bu insanlar pek tamaha geldiler
Bir ihrak erişti şehri Zile’ye
İşiten ehli dil cümle geldiler
biçiminde olan şiirinde meşhur Zile yangınını,
Sezaî de İlk dörtlüğü:
Zile fukarası halleri hey can
Dinlersen eyleriz muhtasar beyan
Sene doksan bire yakın kalınca
Şiddeti şitadan halleri yaman

 

biçiminde olan şiiri ile Anadolu’yu kasıp kavuran Kıtlığı dile ve tele dökmüştür.
Nazire, bir şairin şiirini, diğer bir şair tarafından, aynı uyak ve ölçüde olmak
üzere benzer biçimde yazma demektir. Divan edebiyatının etkisi ile halk şiirinde de
yaygın olarak kullanılmış, gelenek haline dönüşüp güzel örnekleri verilmiştir.
Nazire biçim ve içerik açısından aslına bağlı kalınarak yapılır. Nazire yapma
işine de tanzir adı verilmektedir. Tokatlı pek çok âşığın ustaca uyguladığı bu biçimde:
Ceyhunî’nin:
İnkisar eylesem yazıktır sana
Döşek üzre yan gelesin sevdiğim
Ağzından burnundan hicran yerine
Parça parça kan kusasın sevdiğim

 

diye başlayan destanına Tokatlı Nurî’nin bir naziresi olduğu gibi,
Nurî'nin;


Evvel ateş püskürürken ağzından
Şimdi bir pamuğu yakamaz oldum
Tab ü fer kesildi iki gözümden
İpliği iyneye takamaz oldum 6
dörtlüğü ile başlayan şiirine Hüznî’nin:

6 İvgin - Yardımcı, a.g.e. s.48

 

8
Kırcı boran duman tuttu dağları
Kapıdan dışarı çıkamaz oldum
Esti bad-ı hazan bozdu bağları
Bağıma bahçeme bakamaz oldum 7
biçiminde bir nazire yazdığı da bilinmektedir.
Seyranî'nin bir dörtlüğünde:
Nice defterlerden isim sildirdin
Gelmedi hiç senden ses kara bahtım
Bahtın gemisinde yelken yok bildin
Durma lodos gisi es kara bahtım 8

 

dediği şiirine. Tokatlı Nuri :
Yine defterlerden silmişler beni
Duyunca bir çirkin ses kara bastım
Sandılar gemimin yoktur yelkeni
İnadına coşkun es kara bahtım 9

 

biçiminde ustaca bir nazire yazmıştır. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Âşıklık geleneklerinin tümünün en iyi ve en temiz Türkçe ile uygulandığı
yörelerin başında Tokat Gelmektedir. Bu geleneğin çarhından çıkmış bir grup Tokatlı
âşığı şu şekilde sıralamak mümkündür.
Bir şiirinde:


Ârif isen yüksek olma türâb ol
Yerde biten yüze kimse basamaz

diyen Âşık Hüseyin;
Yatırlar Destanı’na:


Niçin beğenmezsin şehri Zile’yi
Şeyh Ethem Çelebi bunda yatmaz mı
biçiminde özgün bir söylemle başlayan Seyid Derviş;
Âşık Remzî’ye gelip, yaptırdığı bir çeşmeye ısrarla kitabe yazdırmak isteyen
halk arasında iyi tanınmayan bir esnafa, hemen oracıkta:
Çaldın çırptın yaptırdın bir çeşme
İç suyunu kişne ha kişne
yazıp eline tutuşturan Remzî;
Bir deyişinde:
Hey benim sevdiğim seni bu yerden
Alıp kaçsam da bir, kaçmasam da bir
Gizli sırlarımı dosta düşmana
Gayrı açsam da bir açmasam da bir

diyen Arifî;
Bir deyişinde:

7 Oğuz, a.g.e. s.135
8 ................ , a.g.e. s.272
9 Çankırılı Ahmet Talât, Âşık Tokatlı Nuri, Çankırı l933, s.272

 

9
Der ki İsmail’im bu bir nur idi
Akıl fikir ermez bu bir sır idi
Bizim bildiğimiz Ali bir idi
Şimdi her köyde Ali eylediler

diyen Âşık İsmail;
Bir şiirinde:
Zile dilberine meyil vereli
Aklımı başımdan yel aldı gitti
gibi Karacaoğlan edalı deyişleriyle ünlü Âşık Ali;
Bir şiirinde:
Bakmazsın Bedrî’nin telaşlarına
Asla rahmeylemem göz yaşlarına
Cefa defterinin ders başlarına
Ya bir mum yapıştır, ya tebeşir çek

diyen Niksarlı Bedrî;
Bir deyişinde:
Âşık olan kelamından bellolur
Hayır işi şerre yazmaz âşıklar
Mürşit meydanında pişer hallolur
Nefsi emareye uymaz âşıklar

gibi ustalık eseri deyişi ve:

Zefil Necmi dünya bana dar oldu
Masiva elinden işi zor oldu
Feryadı figanım ahü zar oldu
Saz oldu vücudum tel ne ilazım

biçiminde yöresel söyleyişi ustalıkla kullanan Tokat yöresi âşıklarının sadece
birkaçıdır.
Niksarlı Cesurî, Almuslu Selmanî, Zileli Eminî, Recaî, Hürremî, Vasıf,
İmamoğlu, Sabrî, Mevcî, Kemterî’yi şükran, minnet ve rahmetle anıp nasihat ağırlıklı
şiirleriyle ünlü Suzî’nin bir dörtlüğü ile sözümüzü bağlayalım.

Suzî’m der ki olam dersen postnişin
Sakın bırakmayın gerçeğin peşin
Yaradanı fark et sonunu düşün
Bir gün olur seni senden sorarlar.

 

 

 

 
Etiketler: ÂŞIK, EDEBİYATI, GELENEKLERİ, İÇİNDE, TOKATLI, ÂŞIKLARIN, YERİ, VE, ÖNEMİ, (3., BÖLÜM),
Yorumlar
Haber Yazılımı