Yazı Detayı
23 Şubat 2019 - Cumartesi 14:12
 
İŞÇİYE BASKI İLE İMZALATILAN İSTİFA DİLEKÇESİNİN VE İŞÇİDEN ALINAN İBRANAMENİN GEÇERLİLİĞİ
M. Barış Kök
av.mesutbariskok@hotmail.com / m.bariskok@haberimvartokat.com
 
 

Uygulamada en çok görülen durumlardan biri işçiden zorla istifa dilekçesi almaktır. Hatta işçinin bu dilekçeyi kendi el yazısı ile yazması istenir. Müdür/Şef odasına çağrılır; eline istifa içerikli bir kağıt tutuşturulur ve aynı metni boş kağıda yazması için kalem verilir. Yazdıktan sonra da altına imza attırılır. İşçinin bunu yapmaması durumunda, nasıl olsa işten çıkarılacağı ve bu belgeyi imzalamazsa tazminatlarını da alamayacağı söylenir ve mahkemelerde yıllarca sürünmekle tehdit edilir. Haklarını bilmeyen işçiler de “kahretsin” deyip imzalar ve işverenin verdiği para ile yetinirler.Verilen paralar çoğunlukla işçinin hakkı olan alacağın çok altındadır. Hatta imza attırıldıktan sonra bazı işverenlerin işi yokuşa sürerek, vermeyi taahhüt ettikleri parayı hiç vermedikleri yahut eksik verdikleri de uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

 

Bu gibi durumlarda işçiden kandırma veya tehdit ile istifa dilekçesi alınması halinde gerçek bir istifa dilekçesinden bahsedilemeyecek, işçinin iradesinin fesada uğratılması söz konusu olacak, sonuç olarak işçi kendi rızasıyla iş sözleşmesini feshetmiş değil, işveren tarafından haksız olarak iş akdine son verildiği kabul edilecek ve işveren karşısında güçsüz konumda bulunan işçi hak etmiş olduğu tüm tazminatlarının tahsili için dava yollarına başvurabilecektir.

 

Konuyla ilgili emsal Yargıtay kararlarına baktığımızda Yüksek Mahkeme’nin de kararlarının bu yönde istikrar kazandığı görülecektir; 

 

 

T.C.YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2013/8901 K. 2013/16390 T. 7.10.2013

“İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiğisonucuna varılmalıdır.”

 

T.C. YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2013/11875 K. 2014/1113 T. 27.1.2014

“İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. İşçinin haklı sebeple derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiğisonucuna varılmalıdır.”

 

 

T.C.YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2008/6328 K. 2008/31990 T. 24.11.2008

“…istifa dilekçesinde belirtilen ifadelerin ilkokul mezunu olan davacıya işverence yazdırılmış olduğunun anlaşılması karşısında istifa dilekçesinin davacının iradesini yansıtmadığının ve iş sözleşmesinin davalı işverence yazılı bir fesih bildiriminde bulunulmadan feshedildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olmuştur.”

 

Bazı hallerde de işveren, yine işçinin iradesini fesada uğratarak, bir takım hesaplamalar yapıp, gerçeği yansıtmayan rakamların yer aldığı ibraname imzalatmaktadır. Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132 inci maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.

 

İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 inci maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 inci maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür.

 

4857 sayılı İş Kanununun 19 uncu maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.

 

Sözü edilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler. Değinilen maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün haklar yönünden uygulanır.

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yukarıda değinilen yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Maalesef pek çok işçi bu yasal haklarını bilmeden “zaten işverene tüm haklarımı aldığıma dair yazılı beyanda bulundum, dava açsam da kazanamam” diye düşünmekte, vermiş olduğu yazılı beyanının aslında geçerli olabilmesi için pek çok şartın yerine getirilmiş olması gerektiğini bilmemektedir. Bu sebeple yıllarca ter döktüğü, emeği ile zenginleşmesine sebebiyet verdiği iş yerine karşı tüm haklarından feragat ettiğini düşünmeden önce bir hukukçuya danışarak haklarını yasal yollarla alıp alamama ihtimallerini değerlendirmesinde fayda bulunmaktadır.

 

İstanbul Barosu(Sic.: 49647)

 
Etiketler: İŞÇİYE, BASKI, İLE, İMZALATILAN, İSTİFA, DİLEKÇESİNİN, VE, , İŞÇİDEN, ALINAN, İBRANAMENİN, GEÇERLİLİĞİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı