Yazı Detayı
30 Ağustos 2020 - Pazar 06:24
 
ESARETTEN KURTULUŞ
İbrahim Özçelik
 
 

30 Ağustos zaferi, 1911'de başlayan savaşın 30 Ağustos 1922'de Atatürk gibi dahi bir komutan önderliğinde zekice bir savaş planıyla zafere dönüştüğü bir gündür. Türk milletinin İngiliz destekli Yunanlılar karşısında esir edilmesi ve Anadolu'nun ele geçmesi an meselesi idi.  6 ayda bile geçilmesi imkansız denilen Yunan ve İngiliz savunma hattını bir gecede şaşırtmacayla sabahın ilk saatlerinde bozguna uğratan liderdir Atatürk. Diğer komutanların itirazlarına rağmen "eğer bu plan başarısız olursa beni hemen asarsınız" diyerek canı pahasına ülkesini savunan kişidir Atatürk. Çay partileri ve futbol maçları düzenleyerek düşmana şaşırtmaca bilgiler gitmesini sağlayan, savaşı umursamaz bir tavır takınıp fakat düşmanın tam göğsüne zafer kılıcını geçirmenin planlarını yapan kişidir Atatürk. Koca bir milletin kurtarıcısı ve sonsuza dek gururu ve önderi oldun sen Atatürk. Ne mutlu ki senin evlatlarınız. 




‘’Sabah olmak üzere idi. Mavi gözleri kaç gecedir uyku nedir unutmuşlardı. Bir milletin kaderi belirlenecekti gecenin sabahla birleştiği anlarda. Ordu mevzilenmiş, bataryalar yönünü düşman askerlerine doğru çevirmişti. İnandıkları bir dahi komutanın ağzından çıkacak bir çift sözü bekliyorlardı. Vücutları yeterli besinden bihaber, zayıf düşmüş, üzerlerindeki elbiseler her tarafından sökülmüş. Kimisinin daha hiç göremediği kaç yaşında çocukları bile var. Yıllardır cepheden cepheye koşup durmuşlar. İçlerinden her biri mutlaka ya arkadaşını, ya da aileden birini savaşların birinde şehit vermişler mutlaka. Kimi Sarıkamış’ta yatıyor, kimi Çanakkale’de, kimi de yurdun başka bir yerinde. Düşman askeri mağrur. Hem sayıca üstünler hem de silah olarak. Kazanmamak imkansız! Kendilerine oranla doğru düzgün silah teçhizatı bile olmayan, yırtık pırtık elbiseli, bu bakımsız askerler mi yenecekti onları. Su uyur düşman uyumaz, derler ama işte mağruriyet rahat bir uykuya yatırmıştı işgalci askerleri. 




İşte bu gecede uyumayan bir çift mavi göz vardı. Gözlerini ufka doğru dikmiş, sisli gökyüzünde aynı zamanda bu milletin makus talihini de görüyor. Yenmek lazım onu. İşte sabah olmak üzere. Fakat yıllardır vatan topraklarının üzerine bir karabasan misali çöken düşman askerleri gibi şimdi de bu hayati önem taşıyan vakitte sis çökmüş Kocatepe üzerine. Kırbaç tutan eli biraz daha sertleşiyor. Uzun yıllardır verilen mücadele işte bu doğan güneşte nihayete erecek. Çanakkale’de verilen mücadeleyi düşünüyor. Mermiler havada uçuşuyor. Toprağın üstü kan revan, ağaçlarda bile barut kokusu. O kadar yakın ki düşman askeri. Daha bıyığı bile terlememiş, ana kuzusu gencecik bedenler yatıyor yerlerde. Her şehit olan askerin yerine hemen diğer arkadaşı geçiyor. Ölüm değil onları bekleyen sanki, o kadar büyük vatan aşkı. İşte bu vatan evlatlarının şehadetinin yüzü suyu hürmetine kurtulmalıydı bu vatan toprakları esaret altında yaşamaktan. Mavi gözleri buğulanıyor. Elinden gelse bu uğursuz sisi bakışları ile dağıtacak. Askerlere bakıyor. Ne büyük itikat. Ne büyük vatan sevdası. Sanki dünden hazırlar ölüme. Yeter ki dolaşmasın düşman askeri bu kutsal topraklar üzerinde. Verilen şehitlere daha yüz binlercesi eklense de, esaret yakışmazdı karakteri bağımsızlık olan bu millete. 

 
 
Bir saate yakın zaman önce başlanmalıydı oysa bombardımana. Zaman aleyhte işliyordu. Sabah olmak üzere fakat sisten göremiyordu düşman ordusunu. Bacakları sert kayalıkların arasında biraz daha geriliyor. Henüz ana karnındaki doğmamış çocuğun bile sorumluluğunu hissediyor üzerinde. Bütün plan bozulacaktı biraz daha zaman geçerse. Çanakkale’den sonra Samsun’a çıkmasıyla devam eden mücadelenin sonucu böyle nihayete eremezdi. Yapılan genelgeler, tüm yurtta yaşanan coşku, kendisine güvenen koca bir millet. Üzerindeki yük tahmin edilir gibi değil. Düşünceli bakışları ayak uçlarında iken, Bandırma Vapurunda Samsun’a doğru yol alırken hissettiği ıslak bir rüzgar değiyor yüzüne bir anda. Siyah kalpaklı başını kaldırıyor. Sisin yavaş yavaş yok olduğunu görüyor. Mavi gözleri parlıyor. İşte düşman mevzileri orada. Ve emri veriyor. 
 
 
 

Neye uğradığını şaşıran ve kayıplar verdikten sonra kaçmaya başlayan düşman askerleri peşinden inançlı askerlerine sesleniyor, siyah kalpaklı mavi gözlü dev: 
ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ'DİR, İLERİ" 
 
 
 
İşte bir millet makus talihini de yeniyordu bu anlarda. 
 
 
Etiketler: ESARETTEN, KURTULUŞ,
Yorumlar
Haber Yazılımı